KAYDIR

arrow_downward

Blog

NEMATOD’LA MÜCADELE EDİYORUZ

Bitki çeşitliliğinin bolluğuyla ve mavi deniziyle ünlü Karaburun yarım adası’nın meşhur çiçeklerinden biri olan nergis, aynı zamanda bölgenin en büyük geçim kaynakları arasında yer almakta. Her bitkinin geçirdiği tarımsal benzer tarımsal süreçlerden geçen nergis bitkisi, bu aşamada birçok sorunla karşılaşıyor.

Soğanlı bir köke sahip olan nergis soğanları yukarı gelecek şekilde dikiliyor. Boyları ise 20cm-80cm arasında değişebiliyor. Taç yaprağının renklerinde ise sarı ve beyaz tonları hakim. Anavatanı Avrupa olan nergis, özellikle Akdeniz kıyılarında yetişiyor, Kuzey Amerika ve Kuze Afrika’da ise tarımı yapılmakta. Karaburun’da ise kendi çıkan yani kuru nergis olarak adlandırılan nergisler yağmura bağlı olarak kasım ayının sonlarına doğru çiçekleniyor. Bilinçli tarımcılığa ait ve sulama yöntemleriyle yetiştirilen yaş nergisler ise ağustos ayında yağmurlama yöntemiyle sulanmaya başlıyor. Çiçeklere kavuşmak ise kış aylarının sonuna buluyor.

Nergis normalde kendiliğinden toprakta yetişebilme yetisine sahip olsa da Karaburun’un kuzeyinde nergis, bilinçli tarım yöntemleriyle yetiştirilip pazara sunulmakta. Nergisin pazarı da oldukça geniş. Bitkinin 15 güne kadar çürümeden kalabilmesi ise pazarlama aşamasını kolaylaştırıyor. Tarlaların verimli geçirdiği topraktan fazlaca mahsül elde edilebilmesi ise pazarda ederinin altında satılmasına sebep oluyor. Lodos rüzgarı verimi arttıran etkenler arasında ama maalesef verim arttıkça fiyatı da aynı ölçüde düşüyor. Üreticinin asıl istediği ürünün fazla olması değil kaliteli, sağlıklı ürün yetiştirmek. Bu aşamada önlerine çıkan engelse nergis hastalıkları. O kadar çok nergis hastalığı var ki, haliyle bununla baş etmek oldukça zor bir hal alıyor. Hele son zamanların en bilineni nematod denilen bir virüs. Tarlaya bulaştığında yan tarlalara da sıçrıyor, hatta normalde 3-4 yılda bir sökülen nergis soğanlarını zamanından erken söküp yerine yenilerini dikseniz bile topraktan arınmadığı için yeni soğana bulaşması muhtemel hale geliyor.

Nematod Nedir?, Nasıl başa çıkılır?

Nematodlar isimce iplik solucanlar olarak bilinen, dünyada en fazla bulunan omurgasızlardır. Bitkilere ve toprağa fazlasıyla zarar vermeleriyle ünlü bu omurgasızlar, soğan köklü bitkilere sapladıkları stiletleriyle bitkinin öz suyunu emerek beslenirler. Boyları ise 0,25 mm – 3 mm arasında değişmektedir. Bu zararlı canlı türüyle baş etmeninse belli yöntemleri elbette var. Bunları sınıflandıracak olursak;

Kültürel Mücadele: Kültürel mücadelede materyeller önemlidir. Tarlanın ekiminde ve biçiminde kullanılan tüm malzemelerin temizlenmesi gerekir. Hastalıklı bir tarlada kullanılan bir kürek bile diğer tarla için taşıyıcı görevi görebilir. Bu yüzden her yılda ekim biçim malzemeleri gerekli temizleme yöntemleri yapılarak kullanılmalıdır.

Fiziksel Mücadele: Ekim yapılan tarlaların güneş ısısının en yoğun olduğu zamanlarda solarizasyon yöntemiyle arındırılması gerekmektedir. Solarizasyon, ülkemizde yaz aylarında sera yöntemleriyle yapılan bir temizleme çalışmasıdır.

Kimyasal Mücadele: Her ekim ayında ve ekim ayından sonraki dönemde yapılacak nematisid çalışması toprağın arınmasına yardımcı olacaktır. Bu aşamadan verimli bir sonuç alabilmek için tarladan su ve toprak numunesi alınması ve bu numunelerden elde edilen sonuçlar ışığında işinin uzmanları kişilerle birlikte bilinçli bir ilaçlama işleminin yapılması oldukça önemlidir.

Biyolojik Mücadele: Günümüzde nematoda karşı bilimsel biyolojik çalışmalar hala araştırma aşamasındadır. Nematod hastalığını yok edecek başka bir biyolojik canlı türleri ürünlere başka şekillerde zarar verebilir. Bu yüzden bu yöntem henüz kullanılamamaktadır.

Nergisin geçtiği tüm aşamalarda bu mücadele yöntemlerini izlemek gerekmekte. Üstelik hastalıklı olmayan bir tarlanın bile belirli dönemlerde laboratuvar testlerinden geçmesi şart. Çünkü bu illet hastalık çok kolay bir şekilde yayılmaya meğilli. Karaburun’un önemli geçim kaynaklarından olan nergis için de bugün bu araştırma çalışmaları devam ediyor. Nergisin hak ettiği değeri görebilmesi amacıyla zor ve yorucu uğraş veriliyor.

5 Haziran 2017 Pazartesi

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır. Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.