KAYDIR

arrow_downward

Blog

BALINIZI KİMLERİN ÜRETTİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Bal arısı nedir?

Bal arıları, kraliçe arı hariç, 1,2 cm uzunluğunda olan,baş ve gövdeleri tüycüklerle kaplı hayvanlardır. 2 büyük ve 3 küçük olmak üzere toplam 5 göze sahiptirler. Renkleri ise siyah ve sarının tonlarıdır ancak renklerin yoğunluğu arı ailelerine göre farklılık gösterebilir. Bal arıları koloniler halinde hayatlarını sürdürüler ve toplam ömürleri altı haftadır. Kovan içerisinde yaşayan bal arıları bal üretiminde hep birlikte çalışırlar. Bir kovanda yalnızca bir kraliçe arı, dişi işçi arılar ve iğnesiz erkek arılar bulunmaktadır. Bir kovandaki işçi arıların sayısı yaklaşık 10 bin ve 80 bin arasında değişebilmektedir. Kraliçe arı aynı zamanda dişidir ve kovanın tek söz sahibir. Kovandaki tüm arılar kraliçenin kokusunu taşırlar bu sayede dışarıdan gelebilecek herhangi bir canlı ya da cansızı hemen tanırlar. Kovandaki arılar tarafından kraliçe arının kokusunu taşımayan yabancı ne varsa hızla kovan dışına atılır, kovan dışına atılamayan şeylerse arıların salgılamış olduğu bakteri barındırmayan propolis ile kaplanır. Bu bir nevi mumyalama işlemi de sayılabilir. Madde ya da canlı hiç bir yeri açıkta kalmayacak şekilde propolis salgısıyla çevrilir.

Bal Arılarında Üreme

Bal arılarında üreme yalnızca kraliçe arı tarafından yapılır. Kovandaki dişi arılar ve erkek arılar birbirleriyle hiçbir şekilde çiftleşmezler. Kraliçe diğer adıyla ana arı, erkek arılardan aldığı spermleri kendinde bulunan sperm kesesinde depolar. Aldığı spermlerle yumurtalarını döller ve peteklerin gözlerine bırakır. Döllenen bu yumurtalardan işçi arılar, tam olarak döllenmeden bırakılan yumurtalardan ise erkek arılar meydana gelir. Dişi arıların ve ana arının iğnesi olmasına rağmen erkek arılarda iğne bulunmaz. Buna rağmen dişi arılardan daha büyüktürler ve kovan içerisindeki tek görevleri üremenin devamını sağlamaktır. Bir kraliçe arı günde iki bine yakın larva bırakabilmektedir. Aynı zamanda dişi arılar kovanın ebedi işçisidir. Yeni gelen kraliçe arının da yaratıcısıdır.

Kraliçe arı ise diğer larvalardan farklı olarak işçi arıların arı sütüyle beslenmesiyle 16 günde erişkinliğe ulaşır. Yeni kraliçe arı larvadan çıktığında iki kraliçe arının savaşı başlar. Kovanda yalnızca bir tane kraliçe arı kalıncaya dek bu savaş devam eder. Savaşın sonunda kraliçe arılardan kaybedeni ya kovandan ayrılıp kendine yeni bir koloni kurar ya da öldürülür. Aynı zamanda kraliçe arıların insanları ısırdığına bugüne kadar pek fazla tanık olunmamıştır. İnsanlar genel olarak dişi arılar tarafından ısırılmaktadır ve bal arıları iğnelerini kaybettikten sonra  hayata veda ederler.

Bal Nasıl Elde Edilir?

Bal arıları günde 150 ila 1500 arasındaki çiçekten çiçeklerin özünü toplarlar. Günde ortalama toplanan çiçek nektarı 70 mg civarındadır. Arılar bu nektarı iki karıncığından birinde depolarlar. Borumsu dilleriyle topladıkları enzimleri midelerinde kovana taşırlar. Bu nektar mide içerisindeki invertaz enzimi ile tepkimeye uğrar. Daha sonra bu nektar işçi arılara devredilir. İşçi arılar henüz olgunlaşmamış balı çiğneme işlemine tabi tutarlar. Daha sonra peteklere bırakılan bal yine işçi arılar tarafından bal mumuyla kaplanır.

Nektardaki şeker miktarı balın azlık çokluk dengesini belirleyen asıl etkendir.  Balın içeriğinin %80’i sudan meydana gelmektedir. Geri kalan kısmı ise nektarın kokusunu, rengini ve tadını belirler. Nektarın tadı ve kokusunu belirleyen asıl madde aynı zamanda çiçeklere de kokusunu veren volatin yağıdır.

9 Haziran 2017 Cuma

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır. Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.