KAYDIR

arrow_downward

Blog

BİR YAZ GÜZELİ LAVANTA

Lavanta, ballıbabagiller familyasında bulunan, lavansula cinsini oluşturan Akdeniz ikliminde yetişen bitki türlerine verilen ortak isimdir. Mor, kırmızı ve mavi renk tonunda yoğun kokulu çiçeklere sahip lavanta, odunumsu bir gövdeye sahiptir. Gövdenin üst kısmında yer alan kısmı gövdeye bağlı birden fazla küçük çiçekçiklerden oluşmaktadır.

İnsanlık tarafından keşfedildiği çok eski yıllardan bu yana kullanılagelen lavanta çiçeği, antik çağlarda yalnızca duyusal amaçlı kullanılmış olsa da yıllar içerisinde özellikle kozmetik ve parfümeri sanayinin vazgeçilmezlerinden olmuştur. Yaz mevsimlerinde elde edilen lavanta çiçeği, demetler şeklinden dallarından bağlanarak kurutulur, kuruyan çiçekcikler gövdeden ayırılır ve çok fazla sektöre fayda sağlayan bitkinin yolculuğu başlamış olur. Damıtılarak elde edilen yağı, kozmetik ve parfümerideki kullanımının dışında tıp sektöründe de kendine geniş bir yer edinmiştir.

Lavantanın Faydaları Nelerdir?

Lavanta bitkisinin bugün birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Özellikle karaciğerdeki  toksik septomların önüne geçerek, karaciğerin iyileşmesine yardımcıdır. Hücre defermasyonlarında ise hücrelerin onarımını üstlenmekte, hücre yenilenmesine sağlamaktadır. İçeriğinde bulunan sedatiflerin çokluğu sayesinde rahatlatıcı, uykuya dalmayı kolaylaştırıcı yardımcı, sakinleştirici ve kas ağrılarını yatıştırabilecek etkiye sahiptir. 1. Dünya Savaşı yıllarında ise askerlerin yaralarını iyileştirmek için antiseptik etkisinden faydalanılmıştır. Tüm buların yanı sıra lavanta saç dökülmesi, Hepatit-C ve Hepatit-B tedavisinde de kullanılmaktadır.

Nerelerde Yetişir?

Akdeniz bitki örtüsü olan makiye ait bir tür olduğu bilinen lavanta, birçok yerde yetiştirilebilir ancak taşlı, yarı nemli ve kireçli topraklar lavanta için idealdir. Fazla yağış alan yerlerde kolaylıkla çürümeye meğilli olduğu için bulunduğu bölgenin az nemli olması gerekmektedir. İngiltere, Bulgaristan, Amerika Birleşik Devletleri ve Kuzey Afrika bugün lavanta tarımı yapan ülkelerdendir. Bunun yanında yarı çalımsı özelliğe sahip lavanta bitkisi İtalya, Güney Fransa, Yunanistan gibi ülkelerde de yabani olarak yaygındır. Türkiye’de ise Akdeniz ikliminin hakim olduğu Ege ve Akdeniz Bölgelerinde lavanta yetiştiriciliği yapılmaktadır. Özellikle Isparta ve Karaburun bölgelerinde lavanta, oldukça fazla bir alan kaplamaktadır. Türkiye ikliminin lavanta üretimine uygun olmasına rağmen lavanta tarımı ülkemizde yaygın değildir. İzmir iline bağlı Karaburun ilçesinde son yıllarda Lavanta yetiştiriciliği adına geliştime çalışmaları yapılmaktadır. Aynı zamanda lavanta çiçeği ülkemizde Karabaş Otu olarak da bilinir.

Karaburun ve Lavanta

Çok eski yıllarda mor tonlarının hakim olduğu tarlalara sahip olan Karaburun ilçesi, değişen ekonominin de etkisiyle bu hakimiyetini yıllar içerisinde lavanta tarımını yerini başka tarımsal faaliyetlere ve turizme bırakmıştır. Fakat son yıllarda lavanta tarımı hakkında yapılan araştımalar, lavantanın çok daha farklı sektörlerde kullanılabiliceğini daha da önemlisi çevresinde bulunan diğer tarımsal ürünlerin de gelişimini, verimliliğini ve fayda eşiğini artıracağını ortaya çıkarmıştır. Verimli topraklara sahip Karaburun ilçesine yapılan bu araştırma çalışmaların ışığında lavanta tarımının önemini gören yatırımcılar da Karaburun ilçesindeki lavanta yetiştiriciliğine destek sağlamak amacıyla çalışmalara başlamışlardır. Hem lavantadan elde edilen geliri artırmak hem de diğer tarım ürünlerinden maksimum verim almak adına yapılan çalışmalar sayesinde Karaburun, lavanta cenneti olarak yaşamaya devam edeceği öngörülüyor.


12 Haziran 2017 Pazartesi

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır. Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.