KAYDIR

arrow_downward

Blog

SABUNUN KEŞFEDİLME SÜRECİ

Sabunlar basit olarak yağ çözücü bazik madde, halk dilinde kir arındırıcı olarak bilinirler. Sabun hakkında bilinen en önemli yanlışlardan biri de sabunların antiseptik özelliğe sahip olmasına rağmenda çoğu sabunun mikropları öldürmesidir, sabunlar yalnızca arındırma işlemini gerçekleştirir. Sabunun kullanım alanı oldukça yaygındır. İlaç sanayi, kozmetik sanayi, plastik sanayi ve metal sanayi bunların yalnızca birkaçıdır.

Baz olarak bilinen sabunun genel  formülsel karşılığı ise CH3-(CH2)n-COONa’dır. Sabun yapısı itibariyle hem yağlarla hem de suyla birleşme özelliği gösterebilir. Bazik özelliğinin etkisi olarak da bir kumaşın veya derinin sabunla yıkanması o kumaşı ya da deriyi kolayca kirden arındırmasına ve yumuşatmasına yardımcı olur. Kirli bulaşık suyunu bir gün beklettiğinizde dibinde oluşan tortuyu daha önce görmüşsünüzdür. Bu tortu ise su içerisindeki yağlı kirlerin sabunla birleşerek oluşturduğu birleşiklerdir.

Sabunun Tarihçesi

İnsan ırkının yaşayışının çok eski yıllarından beri  bir şekilde temizlik ile olan ilişkisi biliniyor. Bugünkü şekillerinden farklı olsa da o dönemlerde de insanlar dere kenarları ve su birikintilerini temizlenmek için tercih etmişler. İnsanlığa dair bulunan en eski sabun maddesi ise M.Ö. 2800’lü yıllarda Babiller’e ait. Babilliler’e ait bulunan üzerinde sabun yapımını anlatan ve içerisinde sabuna benzer bir madde bulunan vazo, sabun üretiminde tarihte ilk olmasıyla ünlü. Fakat bu günümüzden çok farklı , bu maddeyi sabun olarak adlandırmak yerine sabunumsu olarak adlandırmak daha doğru olacaktır ve Babilliler muhtemelen bu maddeyi temizlik amacıyla kullanmıyorlardı. Formülün sabun üretiminin karşılığı olarak nitelendirilmesinin sebebi ise ilk sabun üretiminin yağ ve kül karışımlarıyla elde edilmesi ve vazonun üzerinde bu yapım aşamasının yer almasından dolayıdır.

Daha sonraki dönemlerde ise Eski Mısırllılar’a ait eber papirüsünde Mısırlılar’ın düzenli olarak temizlik yaptıkları anlaşılmaktadır ve bu temizlikte hayvansal ve bitkisel yağların karışımını kullandıkları bilinmektedir. Aynı dönemde Musa Peygamber de temizlik yasalarını dini olarak halka arz etmiştir. Yazılanlardan bu kişilerin kül ve yağ birleşimini bildikleri anlaşılmaktadır.

Yunanlar’a gelindiğinde ise Yunanlar’ın da temiziliğine düşkün olduğu bilinmekteydi, fakat onlar temizliği daha çok estetik nedenlere bağlı olarak gerçekleştiriyordu. Sabun kullanmadıkları da aşikardı. Toprak ve külle vücutlarını ovup yıkadıktan sonra sıvı yağlarla vücutlarını yağlarlardı. Daha sonrasında hamam kaşağısı denilen bir aletle vücutlarını kazımak suretiyle kirlerden arınıyorlardı.

Sabun adının kaynağının ise Romalılar’a ait olduğu ileri sürülmektedir. Hikayeye göre Sapho Dağı’nda kurban edilen hayvanların yağları yağmur sularıyla birlikte toprağa karışıp dağdan aşağıya köpürerek akmış ve kadınlar bunun temizleyici etkisini farketmiş sabun ismi de burada gelmiştir. Bunun dışında yine Romalılar’ın gelişmiş bir medeniyet olduğu ve banyoyu kullandıkları, meşhur su kemerlerini ve hamamları da icat ettikleri bilinmekteydi. M.Ö. 312 yılında hamam kültürü Roma Medeniyeti için yaygın bir temizlik yeri geleneği oluşturmuş insanların sürekli ziyaret ettiği yerler arasına girmişti.

Bugün kullandığımız sabunun ilk hali ise mö 2.yy aitttir. Bergamalı Galen olarak bilinen ünlü tıp doktoru ve fizikçi dönemiminin hekimlerin imparatoru olarak bilinen Galen temzilenmek için sabunun en iyi tercih olacağını insanlığa öğretmiştir.

12 Haziran 2017 Pazartesi

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır. Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.