KAYDIR

arrow_downward

Blog

TANRILARA KARIŞMIŞ ULU MİMAS

”…Efsaneleşmiş tanrılara karışmış ulu Mimas, bir kat daha görkemli ve Apollon’un kutsal ışığı ile parlayarak seyrediyordu Ege’nin sularını yaslandığı yerinden.” diyordu Homeros,İlyada Destanı’nda.

Hitit Uygarlığı’nın 12. yy’da son bulmasıyla muhteşem bir şehirleşme başlamış Ege’de. Günümüze kadar ulaşan bu nadide eserlerin mimarlarından biri de Erythrai şehrinin insanlarıydı. Şehrin o zamanlar meşhur olmasının sebebi, tanrıların sözcüsü olarak kabul edilen ve “Sibylline Kahinleri” olarak bilinen kahinlerin en önemlilerinin burada yaşamış olmasıydı. Erythrai, birçok savaştan ve egemenlikten sonra sadece kalıntılarını bırakıyor olduğu yerde. Bu şehre bağlı beş bölge olduğu bilinmekte. Bunlardan biri de Mimas, bugünkü adıyla Karaburun-Bozdağ.

Zeus – tanrıların en yücesi-, çapkınlıklarıyla meşhurdur, onun güzeller güzeli karısı Hera’da kıskançlığıyla. Zeus’un çapkınlıklarıyla hep baş etmek zorunda kalan Hera, tanrıların gözcüsü olan İris’i, Mimas dağına gönderir. Kocası eğer bir kadının peşine düşerse haberi olsun diye. Daha öncesinde de tanrı Zeus’un, zamanın baş edilemeyen devlerinden Mimas’ı öldürüp üzerini demirler eriterek gömdüğü ve Mimas’ın ismini buradan aldığı söylenmektedir. Efsaneler çoğu zaman birbirine kan bağıyla bağlıdır. Çoğu zaman bir efsane diğerini doğurur. Mimas da öyle işte. Hatta bir de alımlı bir sıfata sahip; “Rüzgarlı Mimas”, tarihteki adıyla Windy Mimas. Sebebi de değirmenler döndürmesi rüzgarlarının. Başımızı döndürdüğü kadar döndürmese de değirmenleri. Hala inanılır ki, bir dev uyur Rüzgarlı Mimas’ın altında. Ovidius’ta der ki: “Tanrıça Athena ilk kez kutsal zeytini Mimas’ta yetiştirdi.” yine Homeros, “ Khios’un aşağısından Rüzgarlı Mimas’ı mı tutalım yoksa ? Yakarıyorduk tanrıya bir belirti göstersin diye.” der. Her efsane bağlıdır demiştim birbirine, hatta her efsanenin vardır bir benzeri, ancak anlaşılıyor ki Mimas gibisi yok. Tanrıların şehri. Üstüne neler yazılmış neler. Hatta Metamore, Rüzgarlı Mimas’a olan aşkını bir kadına benzetmiş ve “Helios, ateş tanrısı, genç dayanılmaz, güzel yapılı, senin yanan ateş kızılı saçların ve ışıktan gözlerinle hangi ölümlü dayanır sana?” dizeleriyle dile getirmiştir.

Karaburun hala uzanıyor Ege Denizi’nin sakin sularının kenarında huzuruyla. Bir gün niyetiniz olursa görmeye Rüzgarlı Mimas’ı, unutmayın, koca bir dev uyuyor Bozdağ’ın altında.

12 Haziran 2017 Pazartesi

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır. Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.