KAYDIR

arrow_downward

Blog

EGE’DE OT MEVSİMİ

Ege denince akla masmavi bir deniz, beyaz Rum evleri, balık… huzuru yansıtacak ne varsa akla önce onlar gelir. Burnunuza deniz kokusu değer aklınızda bu düşünceler varken. Hele sebzeleri, meyveleri zeytinyağıyla bir oldu mu damağınızı şenlendirir. Eee bir de Ege otların memleketi.. Baharda ne tarafa dönseniz yeşile çalar. Bir de bu otların kavurması yapılır, ekşilemesi yapılır, turşusu yapılır… Yapılır da yapılır.  Hepsinin tadı da damağınızda kalır.

Sarmaşık, kedirgen, kuzu kulağı, deniz börülcesi, iğnelik, ısırgan (Yeri gelir dalagan da olur.), turp otu, ekşimcik, hardal otu, sirken, kenger, teke sakalı, şevket-i bostan…  bunlardan üçünün tadını biliyorsanız tebrikler mis gibi Egelisiniz. Bilmiyorsanız da deneyin. Zararı olmayacağı gibi aksine hepsi şifalı bitkiler. Vücudunuza iyi gelir. Üstelik bu sene havaların biraz soğuk gitmesinin etkisiyle hala bazıları için vaktiniz de var. Bu sıcak havalarda kim bol sarımsaklı ve zeytinyağlı deniz börülcesine hayır diyebilir ki? Ben demem. Peki şöyle güzel peynirli bir kuzu kulağı salatasına. Ona da hayır demem. Çünkü Ege’nin yoğun sıcak havasında hem hafif hem bol bol şifa içeren muhteşem lezzetler hepsi. Belki alışık olmayanlar için ilk başta farklı gelebilir, yine de lezzetine laf etmek kimsenin haddine değil.

Bu arada Ege’den başka dünya üzerinde ot festivali yapılan bir yer var mı bilmiyorum. O kadar fazla ot var ki, düşünün bu otlar için koca bir festival kuruluyor. Bu festivale Türkiye’nin dört bir yanından ve bazı ülkelerden ziyaretçiler geliyor. Bu ot festivallerinden en meşhuru ise Alaçatı’da düzenlenen “Ot Festivali”, her yıl Nisan ayında gerçekleşiyor ve sekiz yıldır her sene insanlar bu festivale akın ediyor. Festivalde bu otlardan elde edilen yağlar, sabunlar, şifalı sular, merhemler, kokular… aklınıza gelebilecek birçok şey yer alıyor. Ayrıca zeytinyağlı yemek ve meze çeşitleri ve fazlasıyla çiğ ot festival alanını süslüyor. Tabi bölgenin yöresel lezzetleri ve el emekleri de. Bir dahaki seneye mutlaka siz de ziyaret edin, yeşillik kokuları arasında gezinin. Orada bulunan halktan hangi bitkinin hangi hastalığa iyi geldiğine dair bilgiler edinin.

Aşağıda bazı bitkiler hakkında bilgi ve görseller yer almaktadır.


Şevketi Bostan: Bostan otu da denir. Sulu, renkli ya da renksiz yemeği yapılır.

Turp Otu: C ve A vitaminleri içeren, yemeği, limon suyu ve zeytin yağıyla ekşileme denilen salatası ve kavurması sıkça yapılır. Böreklere de oldukça yakışır.


Kabak Çiçeği: Daha sonra kabağa dönüşecek olan bu çiçeğin pirinçle yapılan dolması oldukça meşhurdur.


Sirken: Yabani ıspanak cinsidir.


Isırgan (Dalagan): Itırlı bitkiler sınıfında yer alan ısırgan deneyimsiz biri tarafından toplanmaya çalışıldığında dikeni ve salgısı sebebiyle dokunulan bölgenin kaşınmasına ve şişmesine sebep olacaktır.

Ebegümeci: Yaprakları yenen mide ağrılarına karşı ilaç olarak kullanılan ebegümeci argoda işe boş yaramaz anlamında da kullanılır.


10 Temmuz 2017 Pazartesi

BENZER YAZILAR

TÜRKİYE’de BALIKÇILIK

Son zamanlarda yapılan araştırma ve kazılarından elde edilen bulgulara göre atalarımızın ataları balık avında kemikten oltalar kullanmışlar. Hayvan kemiklerinden elde edilen bu güçlü oltalar neredeyse balıkçılığın tarihini bize hatırlatacak kadar eski. Muhtemelen çok daha öncesinde insanlar ucu sivriltilmiş odun parçalarını ya da ağaç kabuklarından elde ettikleri ağ ya da sepetleri bu iş için kullanıyorlardı ancak zaman geçtikçe kullanılan teknikler tam olarak değişmese de geliştirildi. Bazı bölgelerde milattan önceki yıllarda çiftlik balıkçılığı yapılıp balık çiftlikleri oluşturulduğu da biliniyor. İlerleyen yıllarda teknolojinin gelişmesiyle insanların yaratıcılığı sayesinde farklı yöntemler de geliştirildi.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

EGE AŞIĞI ŞAİRLER ve YAZARLAR SERİSİ-1

Bizler onu en çok “Halikarnas Balıkçısı” takma adıyla tanıyoruz. Aslında tek takma adı bu değil. Sürgün yıllarında kullandığı takma adı Hüseyin Kenan, bunun dışında Musa Cevat ve M.C takma adlarını kullandı. En azından bilinenler bunlar. 1890’da güzel Rum kenti Girit’te doğdu. Hayatının ilk yıllarını Atina’da, ilkokul yıllarını Büyükada’da ve lise yıllarını İstanbul’da geçirdi. Robert Koleji’nden mezun olduktan sonra Oxford Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirdi. İtalyan bir hanımla evlenip bir süre İtalya’da ikamet etti. Oradaki yıllarında resim öğrenimi gördü.

10 Temmuz 2017 Pazartesi

TANRILARA KARIŞMIŞ ULU MİMAS

”…Efsaneleşmiş tanrılara karışmış ulu Mimas, bir kat daha görkemli ve Apollon’un kutsal ışığı ile parlayarak seyrediyordu Ege’nin sularını yaslandığı yerinden.” diyordu Homeros,İlyada Destanı’nda.

12 Haziran 2017 Pazartesi
Tüm yazıları görüntülemek için tıklayınız.